Suyun Önemi Nedir? Su Kıtlığına Karşı Ne Yapabiliriz?

Su, canlı yaşamı ve tüm ekosistemler üzerinde etkiye sahip en temel yaşam kaynaklarından biridir. Toplumların sağlığını ve refahını ise doğrudan etkiler. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 2014 İklim Değişikliği Raporu'na göre, gelecekte, suyun kıtlığı ve erişilebilir suyun kalitesi toplumsal ve çevresel açıdan en önemli baskı unsuru olarak öne çıkacak. Dünya genelinde su kıtlığından etkilenen nüfus, toplam nüfusun %40'ını oluşturuyor. Dünya nüfusunun artışının yanında, kişi başına tüketilen su miktarı da artarken, iklim krizinin de etkileri nedeniyle su kaynakları gün geçtikçe yetersiz kalmaya başlıyor. Etkileri hızla hissedilir olan iklim krizi sebebiyle, halihazırda endişe verici düzeyde olan suya erişememe oranının daha da yükseleceği öngörülüyor. Kullanılabilir temiz içme suyu kaynakları da mikroplastikler, kimyasal ve biyolojik kirlenme gibi sebeplerle gün geçtikçe azalıyor (BM, 2021; UN WWAP, 2012).
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) 2011'de yaptığı açıklamaya göre dünya üzerinde 41 ülke su stresi yaşarken, 10 ülkenin temiz su kaynaklarının tükenmek üzere ve artık alternatif kaynaklar arıyorlar. İklim krizinin etkilerinin yanında suların insan etkileriyle kirletilmesi nedeniyle bu rakamlar her geçen gün artıyor. Bu nedenle, 2050 yılına gelindiğinde her dört insandan birinin su sıkıntısı yaşayacağı tahmin ediliyor (UNDP Türkiye, 2021). Ülkemiz ise, kişi başına düşen temiz su miktarı göz önüne alındığında, su stresi çeken bir ülke olarak kabul ediliyor. Yapılan tahminlere göre bugün kişi başına 1.519m3 temiz su düşerken, 2030 yılında nüfusun 100 milyonu bulmasıyla kişi başına düşen temiz su 1.100 m3 değerine gerileyecek ve ülkemiz su fakiri ülkeler sınıfına gerileyecek (World Resources Institute, 2015; WWF Türkiye, 2013).
Yaşanan bu büyük su krizi nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'nde altıncı amaçta temiz su ve sanitasyonun öneminde değiniyor. Amaç 6'nın hedeflerine bakıldığında herkes için temiz ve erişilebilir içme suyuna erişiminin güvence altına alınması, 2030'a kadar kirliliğin azaltılması, su kaynaklarına çöp boşaltmaların sonlandırılması, sucul yaşama ve dolayısıyla insanlara zarar verecek kimyasalların ve maddelerin salınımının en aza indirilmesi, suyun arıtılarak ve tekrar kullanılarak su kalitesinin yükseltilmesi, su kaynaklarının mutlak olarak korunması gibi konularda göstergeler belirlendiği görülebilir (UNDP Türkiye, 2021). Ancak erişilebilir suya yönelik alınması gereken önlemler yalnızca hükümetler ile sınırlı değildir. Merkezi ve yerel yönetimlerin alacağı önlemlerin yanında, bireysel tercihlerimiz de suyun korunmasında büyük önem taşımaktadır.
 
Evlerimizde kullandığımız, şebekeden gelen sular içilebilir kalitededir. Ancak biz sifon için de, balkon yıkama için de, ev silme için de içilebilir suları tüketerek aslında kendi kaynağımızı yavaş yavaş tüketiriz. Bunun yerine basit sistemler kurarak içilebilir suyun gereksiz yere kullanımının önüne geçebiliriz. Çamaşır ve bulaşık makinalarından çıkan ve lavabolardan akan sular genelde bir kere daha kullanılabilecek derecede kirlidir. Bunları sifonunuza yönlendirecek bir gri su sistemi kurgulamanız (belki borularla, belki kovalarla) sifon için içilebilir kalitede su kullanmanızın önüne geçebilir. Bunun yanında, balkonunuzda, terasınızda ya da bahçenizde kendi yağmur suyu hasadı sisteminizi kurabilirsiniz. Yağmur suları içilemese de, ev temizliği ve bitki sulamada kullanılabilir temizliktedir. Kovalara ya da oluklara bağlı bidonlara depolayacağınız yağmur suyunu kullanarak içilebilir suyun israf edilmesinin önüne geçebilirsiniz.
 
Evlerimizi ve kendimizi temizlerken kullandığımız birçok temizleyici hem bize, hem de sucul canlılara zarar verecek, su arıtma tesislerinde arıtılamayan kimyasal bileşenler içermektedir. Üstelik ambalajlı ürünlerin içeriği bittiğinde ambalajların atık olarak bertarafı da bir başka kirlilik konusu olmaktadır. Ancak bu kirliliği tercihlerimizi değiştirerek önleyebiliriz. Ev temizliğinde aktarlardan ambalajsız şekilde, ihtiyacımız kadar alacağımız sirke, karbonat, arap sabunu, çamaşır sodası gibi doğal temizleyicilerden yararlanabiliriz. Kişisel temizliğimizde katı sabun, katı şampuan, katı saç kremi gibi ambalajsız, ya da cammetal gibi %100 geri dönüştürülebilir ambalajlı alternatifleri tercih edebiliriz. Tabi ambalajı kadar kullandığımız ürünlerin içeriklerine de dikkat etmeliyiz. Kişisel bakım ve kozmetik ürünlerimiz hem üretim aşamasında hem de biz kullanırken suyu kirletmeyen, suya karışsa bile doğal olduğu için canlı yaşamına zarar vermeyen içeriklerden oluşmalılar.
 
Bu doğrultuda, Soapy Co. bizler için geniş bir seçim yelpazesine sahip. Saçlarınızı Wow! Katı Şampuanlarla, yüzünüzü ve vücudunuzu birbirinden güzel içeriklere ve tasarımlara sahip sabunlarla temizleyebilirsiniz. Ayrıca vücut bakımında Rela'peel serisinin banyo tuzları ve scrublarından, cilt bakımınızda Pure Elegance serisi kil maskelerinden ve Shine Dudak Balmlarından faydalanabilirsiniz.
 
Sularımızı kirletmeden, gereksiz yere temiz suyu kullanmadan da temiz ve bakımlı olmak mümkün. Üstelik Soapy Co. gibi hem bizi hem de çevreyi düşünen üreticiler olduğu sürece çok da kolay!
 
Atıksız Minimalist'in içeriklerini Instagram'dan takip etmeyi unutmayın!
 
SoapyLog içeriklerinin devamı için bizi takipte kalın ve yeni çıkan SoapyLog postları ile ilgili bildirim almak için e-posta listemize kaydolun.
 
Soapy Co.’yu Instagram’da takip edin: https://www.instagram.com/soapycosmetics/
 
Başka yazılarda görüşmek dileğiyle.
 
Sevgiyle ve sağlıkla kalın!

Yorum yap

Yorumlarınızın sayfada görünebilmesi için önce onaylanması gerekir.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.